İran'ın Teo-Politiği 11 Nisan 2025, 23:50
Reel-politik veya jeo-politik kavramları devlet ve hükümetlerin iç ve dış siyasetteki karar ve icraatlarını anlamak ve anlamlandırmak için bazen yetersiz kalmaktadır. Başlığımızdaki teo-politik terimi İran ve İsrail gibi ülkelerin dini inançlar ve gayeler etkisiyle oluşan politikaları tanımlamak için bu durumda kullanıma girer. Anayasal bakımdan mezhep (İsnâaşerî Şîa) esaslı teokratik bir devlete sahip olması (12. madde), konumuz olan İran’ı halkı müslüman diğer ülkeler arasında farklı kılmaktadır ve teo-politik denince daha çok mezhep odaklı siyaseti akla getirmektedir. Ancak İran politikalarının baştan sona din ve inanç ekseninde tespit edilip uygulandığını söylemek doğru bir değerlendirme olmaz. Belki yine reel-politiğin başat olduğu bir hibrit stratejiden bahsedebiliriz. Örneğin Şiî bir nüfus çoğunluğuna sahip olan Azerbaycan karşısında, özellikle son Karabağ sorununda açıkça ortaya çıktığı şekliyle Ermenistan’a İran’ın verdiği destek mevzubahis politikayı açıklar niteliktedir.
İran’ın 16. yüzyılda bir imparatorluk olarak doğmasında, devletçe resmi mezhep olarak kabul edilen Şiîliğin rolü yadsınamaz. Safevîler (1501-1736) zamanında devlet erkinin bünyesinde fakat özerk şekilde müesses hale gelen Şiî teokrasinin bu fiili durumu Kaçarlar (1789-1925) döneminde özerklik lehinde daha da tahkim edilmiştir. Buradaki özerklik vurgusu İsnâaşeriyye Şîası’nın teolojik doğasıyla alakalıdır. 12. imam Mehdi’ye yüklenmiş olan ve onun gaybetinde neredeyse dünyanın sonuna ertelenen adil yönetim ideası, o zamana kadarki tüm yönetimleri gayrimeşru hale getirmektedir. İran devrimi lideri Ayetullah Humeynî söz konusu gayrimeşruluğun pratikteki sorunlarını aşmak için velâyet-i fakîh içtihadını ortaya atarak “meşru bir islamî devleti” Şîa için imkanlı hale getirmiştir. Buna göre, Mehdi’nin gaybetinde onun yönetme ve hükmetme vazifesini ona “vekâleten” bir müçtehit alim üstlenebilir.
Velâyet-i fakîh devrim sonrası İran anayasasına girmiş (5. madde), Humeynî ve arkasından Hamaneî veliyyü’l-fakîh makamında devletin başına geçmiştir. Pek tabii ki devlet aygıtı bu teokratik sabite zemininde şekil almıştır. Millet meclisine paralel meclislerin, yine milli orduya paralel Devrim Muhafızları’nın teşkili bu durumun iç siyasetteki kurumsal yansımalarıdır. İran teo-politiği daha çok dış politikada kendini açığa vurur. Bir sert güç kurumu olarak Kudüs Gücü yanında, Takrîbü’l-Mezâhib Teşkilatı, Dünya Ehli Beyt Konseyi, İran Kültür Temsilcilikleri, el-Mustafâ Uluslararası Üniversitesi gibi yumuşak güç kurumları bugün İran’ın özelde Ortadoğu’daki yayılmacı politikalarının başarısı, genelde ise küresel ölçekteki etki alanlarının güçlenip fazlalaşması hedefiyle teo-politiğin merkezde olduğu sistematik bir plan ve program dahilinde hareket etmektedirler.
Mehmet Ali BÜYÜKKARA
DIĞER BLOGLAR
-
"Ahbap" Örneği Üzerinden, Düşünmeyi Öğrenmeden Kamuoyu Oluşturan Şöhretlerin Ağır Trajedisi
30 Temmuz 2026, 12:57 -
Gücün Yeni Merkezi Sosyoloji Üzerine Bir Değerlendirme: Yüksek Teknoloji Üreten, Sosyoloji de Üretir
24 Haziran 2026, 12:05 -
Yapay Zeka Fetişizmi
04 Haziran 2026, 11:05 -
Akademisyenin Mesuliyeti: Hakikatin ve İnsanın Hizmetinde Bir Ömür
02 Haziran 2026, 15:20 -
Okul Saldırganları Analizi
24 Nisan 2026, 14:28 -
Etin Bekleyişi, Zekâtın Sesi
24 Şubat 2026, 23:12 -
Google Sosyolojisi: Türkiye Halkı İnterneti Nasıl ve Neden Kullanıyor?
09 Ocak 2026, 11:56 -
Akıllı Binalarda Akılsız Hayatlar
24 Kasım 2025, 10:37 -
Ahlak Toplumsal Suç Oranlarını Nasıl Etkiler?
24 Kasım 2025, 10:09 -
Ekran Arkasında Empati: Dijital İş Dünyasında Bağ Kurmanın Yeni Yolları
19 Kasım 2025, 14:35

