Delisi Olmayan Toplum Sağlıksız mıdır? 19 Kasım 2024, 15:55
Prof. Dr. İshak TORUN
Türkiye, hızlı değişme sebebiyle fetret konjonktüründen bir türlü kurtulamıyor. Belki bu durum Batı ile Doğu’nun kesiştiği bir konumda bulunmaktan kaynaklanıyor. Bu coğrafyada global değişmelerden etkilenmemek pek mümkün görünmüyor.
Bu sefer çok farklı bir fetretle karşı karşıyayız. Fetret şimdiye kadar genellikle devlet ve onunla entegre sosyal elitlerin katında cereyan ediyordu. Geniş toplumsal kesim ise bu fetretten ekonomik yönden etkileniyordu. Şimdiki fetret maalesef topluma sirayet etti. Tarikat ve cemaatler siyasi ve ticari örgütlere dönüştü. Aşiret, köy, mahalle çöktü. Komşuluk ilişkileri ve akrabalık bağları çözüldü. Cesaret, adalet, vefa, iktisat, çalışkanlık, kamusal duyarlılık gibi değerler önemini kaybetti. İmaj en büyük sermayemiz oldu. Toplumun en son savunma hattı olan aile yangın yerine döndü. Bu yangın devletin devrim azgınlığıyla ailelerin damına yangın amaçlı attığı meşalelerden ya da laiklerin günahının tutuşturduğu kıvılcımlardan başlamadı. Bilakis aile üyelerinin arasındaki gerilimden çıktı. Kuşkusuz devlet marxistik, feministik ve aracinslik gazlarıyla dolu yangın tüpleriyle alevlere müdahale etti. Bu ise yangını iyice körükledi. Eczanelerinde serbestçe eroin satılan ve zinayı özgürlük olarak gören ülkelerin müeyyideye bağlanmış değer ve normları transfer edildi. Bu transfer biraz Batıyla entegre olmanın zorunluluğuyla biraz da iktidarın şımarttığı muhafazakâr elitlerin gayretiyle gerçekleşti. Muhafazakâr iktidar elitleri bu yaptıklarıyla inşallah laik mahallenin gözüne girmişlerdir! Öyle ya! Bizim mahalleden oy almak çok kolay! Bir elinde Ipon bile olsa diğer elinle filistin bayrağı sallasan seni İslamcı sanar. Askerimiz Afrine girdi diye Manisa’da fabrika kurmaktan vazgeçen Volkvagen’in Passatını bineğin, Audisini makam aracın yapsan bile birkaç milliyetçi narayla seni sahiden yerli millici zanneder. Bu oyunu eskiden tarikat ve cemaatler bozardı. Toplumun aklına karpuz kabuğu düşürürlerdi. Şimdi onların çoğunluğu kendilerine Passat ve Ipon, yakınlarına ise iş ve terfi verenlerin düdüklerini çalmaktadırlar. Diğer kısmı ise devlet ganimetinden bizim payımız nerde diye yaygarayı koparmaktadır.
Öte yandan sorun aile ve toplum düşmanı yasaların ithal edilmesiyle sınırlı değildir. Keşke öyle olsaydı. Bu fetret bütün dünyanın fetretidir! Ekonominin otomasyonlaşması ve internet teknolojilerinin gelişmesi insanlığı yeni bir hayat biçimine zorluyor. Sanayi toplumuna ait ve onunla ilintili ideolojilerin, siyasetlerin, devletin, eğitimin, ailenin, toplumsal değerlerin bildiğimiz önemleri eriyip gidiyor. Sosyologça ifadeyle bu bir anomik fetret. Mevcut değer ve normlar yeni ilişki biçimlerini düzenlemekte yetersiz kalıyor.
Kadim değerlerimizden işlevsel yeni norm ve kurumlar inşa etmeliyiz. Bu çok zor ve sancılı bir süreçtir. Sosyologlara, ilim ve irfan sahiplerine büyük sorumluluklar düşmektedir. Mahrem yerlerimize kadar ellerini uzatmış siyasetçinin ellerine tükürecek, hedonizmin karşısında keşişlerin kalesi gibi dik duracak, gösterişçi tüketimciliğe köle olanları aşağılayacak, şirket ve devlet olmaya kafayı takmış cemaat ve tarikat ağalarına kafa tutacak delilere ihtiyaç vardır. Deliler yol açacak, ilim ve irfan sahipleri ise doğru yolda gitmek isteyenlere rol modellik yapacak.
Habermas’ın artık krizler bastırmakla çözülemez, bu bir sistem krizi tespitine katılıyoruz. Ama çözüm önerisini yeterli bulmuyoruz. Fildişi kulelerden topluma kural buyurmak yeterli değildir. Önce yozlaşmaya kafa tutacak delilerin önünü açmak, sonra doğru yolda gitmek isteyenlerin önüne rol model koymak gerekir. Bu, siyasetten çok sosyolojiyle ilgilidir. Siyasetçi öncelikle sivil toplumdan ve toplumun değerlerinden elini ve dilini çekmelidir. Sonra toplumun ve toplumsal değerlerin düşmanı nihilist marxistlerle, aile düşmanı feministlerle, aracins hakları ve köpek hakları savunucularıyla ilişiğini kesmelidir. Daha sonra kendi işinde adaletle hükmetmeli, emaneti ehline vermeli, her işini istişareyle yapmalı, ilim ve irfanı el üstünde tutmalı, makam mevki hedonizminden vazgeçmeli ve devletin malını kendi malından kutsal bilmelidir. Eğer yapamıyorsa bunları yapabilecek olanların önünden çekilmelidir!
DIĞER BLOGLAR
-
"Ahbap" Örneği Üzerinden, Düşünmeyi Öğrenmeden Kamuoyu Oluşturan Şöhretlerin Ağır Trajedisi
30 Temmuz 2026, 12:57 -
Gücün Yeni Merkezi Sosyoloji Üzerine Bir Değerlendirme: Yüksek Teknoloji Üreten, Sosyoloji de Üretir
24 Haziran 2026, 12:05 -
Yapay Zeka Fetişizmi
04 Haziran 2026, 11:05 -
Akademisyenin Mesuliyeti: Hakikatin ve İnsanın Hizmetinde Bir Ömür
02 Haziran 2026, 15:20 -
Okul Saldırganları Analizi
24 Nisan 2026, 14:28 -
Etin Bekleyişi, Zekâtın Sesi
24 Şubat 2026, 23:12 -
Google Sosyolojisi: Türkiye Halkı İnterneti Nasıl ve Neden Kullanıyor?
09 Ocak 2026, 11:56 -
Akıllı Binalarda Akılsız Hayatlar
24 Kasım 2025, 10:37 -
Ahlak Toplumsal Suç Oranlarını Nasıl Etkiler?
24 Kasım 2025, 10:09 -
Ekran Arkasında Empati: Dijital İş Dünyasında Bağ Kurmanın Yeni Yolları
19 Kasım 2025, 14:35

